 |
Fırçasıyla vergi ödeyen ressamlar…
Müzeler ve galeriler düzenledikleri çok özel sergilerle sanatseverlere istanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğunu her fırsatta hatırlatıyorlar. Birçok sanatçımız iyileşen sanat piyasası şartlarında daha rahat bir çalışma olanağı yakaladıklarını söylüyor. Sanata ve sanatçıya her geçen gün daha çok değer verildiğini görmek tüm sanatseverleri mutlu ediyor. Sanatçılarımız da açtıkları sergiler ile özgünlük yarışı içine girdiler. Bulunduğumuz coğrafyanın ruh halini, yapılmayanı yaparak yansıtan birçok sanatçı, küresel sanat çizgisinde hemen fark ediliyor. Global sanat dünyasının sınırları kalkmış durumda. Merhum Erol Akyavaş’ın 80’li yıllarda yaptığı bir röportajında “Yurtdışında Türk olmak, ağır bir bavulla koşu yarışına katılmak gibidir” yorumu kendi kuşaklarının yurtdışındaki uğraşlarını, zorluklara nasıl göğüs gerdiklerini özetler nitelikte. Günümüzde ise bilgi paylaşımının inanılmaz noktalara ulaşması sonucunda küresel bir eşitliğe doğru gidiliyor. Özgün olan fark ediliyor, kalıcı oluyor.
Sanatçılarımız her geçen gün heyecan verici işlerle karşımıza çıkıyorlar. Borusan, Arter, Eczacıbaşı, Akbank, Koç Holding gibi birçok kurum günümüz genç sanatçılarına verdikleri çok yönlü destek ile geleceğin Türk sanatını şekillendiriyorlar. Sanatçılarımıza verilen bu büyük destek her zaman özel kurumlardan geliyor, devlet olarak günümüz sanatçılarına avantajlar sağlayacak birçok uygulama yapılabilir. imkânı olmayan sanatçılara eğitim ve batı standartlarında geniş çalışma alanları sağlamak bunlardan sadece birkaçı. Sanat eserleri telif hakkı konusundaki yasaların önde gelen Avrupa ülkeleri örnek alınarak aynı sistemde gerçekleşmesi sanatçılarımız için çok daha elverişli bir ortam yaratacaktır. Sanat eserlerinde ödenmesi gereken vergilerde indirim yapılmasıda çok olumlu neticeler verecektir. Bu vergiler kaldırılmasa bile dünyanın farklı yerlerindeki vergi sistemleri örnek alınabilir.
Örneğin Meksika devletinin uyguladığı sistem; plastik sanatlarla uğraşan sanatçılar isterlerse vergi ödemiyorlar, bunun yerine %25’in karşılığı olarak her dört tablo satışından sonra bir tabloyu devlete bırakıyorlar. Böylece hem Meksika devlet müzeleri günümüz sanatçılarının eserlerine sahip oluyor hem de sanatçı tüm satışlarını resmileştirerek vergi yükünden kurtuluyor. Yani fırçasıyla vergi borcunu ödeyebiliyor.
Sonbaharla beraber sanatsal etkinlikler hız kazanıyor, Artam Global Art dergisi olarak düzenlediğimiz resim yarışmasına çok özenle çalışılmış eserler gelmeye başladı. Uluslararası jüri üyeleri, karar verirken oldukça zorlanacaklar.
Küratörlüğünü Isabella Icoz’un gerçekleştirdiği “Beş istanbul’da: Lehmann Maupin Sanatçılarından Bir Seçki” sergisinde uluslararası üne sahip Hernan Bas, Teresita Fernández, Tracey Emin, Tony Oursler ve Jennifer Steinkamp’ın çalışmaları 27 Ekim-20 Kasım tarihleri arasında Borusan Müzik Evi’nde sergileniyor. Modayı bir keşif alanı ve kavramların ifade bulduğu bir yer olaraksunan ünlü tasarımcı Hüseyin Çağlayan’ın sergisi 24 Ekim’e kadar istanbul Modern’de görülebilir. 2009 yılında gerçekleştirilen 11. Uluslararası istanbul Bienali’nden bir seçkinin de yer aldığı ve geçtiğimiz aylarda Sicilya’da sanatseverlerle buluşan “Peynir bitince delik nereye gidiyor?” sergisi 2012’ye kadar başlıca Akdeniz kentlerinde yolculuğa çıkıyor. Proje 4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Proje Odaları etkinliği kapsamında 16 Eylül’den itibaren italyan-Türk buluşması ile genç sanatçı ve küratörleri desteklemeye devam ediyor.
Bu sayımızda Ayşegül Sönmez “Çağdaş sanatta samba zamanı!” diyor ve 29. Sao Paolo Bienali’ni anlatıyor. Komet’in heyecanlı, muzip, esprili, asi ve bir o kadar da sanatla yoğrulmuş kişiliğini kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşide bulabilirsiniz.
Uluslararası üne sahip, kendi kuşağı içinde Almanya’nın en başarılı sanatçıları arasında gösterilen ve eserleri birçok zoleksiyonda bulunan Neo Rauch ile Annabelle Krause-Schilling görüştü. I. ve II. Dünya Savaşları arasında Paris’e gelen sanatçıların kurduğu Paris Okulu’nu Burcu Pelvanoğlu kaleme aldı. Fotoğraf sanatının son yıllardaki serüvenini Yasemin Bay aktarıyor. ‘Batı-Dışı’ sanatın Almanya’daki güncel durumunu Didem Yazıcı inceledi. 1990’lardan bu yana çalışmalarıyla Türk çağdaş sanatında önemli bir yeri olan sanatçımız Nancy Atakan’ı Fırat Arapoğlu anlatıyor.
Herkese sağlıklı, huzurlu, bol bereketli ve başarı dolu günler dileriz.
|